25 Kasım 2013 Pazartesi

Etrim'de hava

Bugünkü gibi fırtınalar genelde güneyli yönlerden esen ısrarlı ve sıkıntılı bir rüzgarla başlıyor. Bazen tüm gün boyunca elektrikli bir rüzgar can sıkıcı bir şekilde ara vermeden esebiliyor. Sonra hava yavaş yavaş kapanmaya ve bulutlanmaya başlıyor. Ardından uzaklardan gökgürültüsü duyulmaya başlıyor. Eğer rüzgar günbatısına dönerse Etrim için durum daha da kötüleşiyor, havanın patlayacağını işte bu fotoğraftaki gibi İnişdibi ve Kaklık üzerinde göğün yerle bir olduğunu gördüğünüzde anlıyorsunuz. Sonrası her zaman çok şiddetli yağış ve fırtına. Fırtına daha çok Bora tarzında, bir saat içerisinde 100 kg yağış bırakabiliyor bazen.


Sık sık benzer şiddetli yağışla karşılaşabiliyoruz.  Sonrasında aşağıdaki gibi güzel manzaralar da olabiliyor.




24 Kasım 2013 Pazar

Üzüm presi

Bloga yazmayalı uzun zaman olmuş ama yazmaya değer bir konu olduğunda yazmayı da ihmal etmiyorum.
Uzun zamandır yapmayı planladığım üzüm presini sonunda bitirdim.




Bu presle cibre haline getirdiğiniz (ön ezme, parçalama işleminden geçirilmiş) her türlü meyve posasını sıkıp suyunu çıkarabilirsiniz. Üzüm dahi doğrudan sıkılamaz. Üzüm taneleri bir araya geldiğinde oldukça dayanıklı olabiliyor. Elma Suyu, üzüm suyu, pekmez, cider, ve şarap yapımında kullanılabilir. Aslında meyve presi de diyebiliriz.

Üzümle temas eden tüm metal aksamlar paslanmaz çelikten bu konuda uzman bir arkadaşımın yardımıyla yapıldı. Ahşap kısımlar için hazır planyalanmış ahşaplar kullandım. Montaj sonrasında iki kat vernikli ahşap koruyucu uyguladım. Paslanmaz delikli filtre 28 cm çapında ve 35 cm yüksekliğinde, 20 litre kapasitesinde.
Dişli olarak kare dişli özel yapım bir mil kullandım.

Ahşap iskelet yaklaşık 120 cm yüksekliğinde ve oldukça ağır oldu. Bu ağırlık sıkım işlemi yaparken bir avantaj, taşırken ise dezavantaj oluyor. Ama ben ağır olmasını tercih ederim, aksi takdirde sıkarken yerinde dönebiliyor böyle presler. Filtre ve altındaki tepsi yerlerinden kolayca alınıp yıkanabilir. Bu tür meyve preslerini maalesef ülkemizde çok fazla üreten yok ama ithal olanlarını hazır olarak da bulabilirsiniz. Eğer vaktiniz varsa ve biraz da elinizden geliyorsa ben kendinizin yapmanızı tavsiye ederim.








30 Haziran 2013 Pazar

Köy Fırını 4

Ülkede bu kadar tatsız durumlar varken blog yazısı yapmak hiç içimden gelmemesine rağmen merak edenler için fırın inşaatının ilerlemeleri aşağıdaki gibi.
Ön duvar ve girişi yapıldı. Bu bölüm daha sonra odunluk olarak kullanılacak.



Fırın bölümünün taşıyıcı betonu atıldı.
Beton yüzeyin üzeri ateş tuğlası ile kaplandıktan sonra metal gövde yerleştirildi.
Bu arada fırının iki yanına ilave bölümler eklendi. Bu bölümlerden yüksek olanın arkadan girişi var ve bir adet büyük boy LPG tüpünü saklamak için önden kapalı. Bu kısımda daha sonra tekli bir LPG ocak kullanarak kızartma türü evde yapmak istemediğimiz yemekler yapılacak. Alçak olan kısım ise daha sonra açık bir mangal olarak kullanılacak.
Fırının metal gövdesinin ısı kaybetmesini önlemek için harman tuğlası ile kaplayıp üzerini sıvadım. Bu kadar yalıtımın bölgemiz ve benim kullanım amaçlarım için yeterli olacağını düşünüyorum. İlk denemizi balık pişirerek yaptık ve yaklaşık 20 dk içerisinde balıklarımız çok güzel pişmişti. Fırın henüz tam olarak tamamlanmış değil. İlave kısımların işleri yavaş yavaş devam edecek. 








28 Mayıs 2013 Salı

Köy Fırını 3

Bugün fırınının taşıyıcı kısmını harman tuğla ile örmeye başladık. Amatör bir tuğla örücüsü için oldukça yüksek olan bu kaidenin kolayca sağa sola kayma ihtimaline karşı tedbiren bir kalıp hazırlayıp bu kalıbı bir dayanak olarak kullandım.
Kalıp olarak en ucuz malzeme alternatiflerinde biri olan OSB'yi kullandım. Harman tuğlalarını terazili yerleştirilmiş bu kalıba yaslayarak örünce oldukça düzgün ve terazisinde bir duvar işçiliği yapabiliyorsunuz.
Harman tuğlalarını örerken bu tuğlaları ıslatmayı ihmal etmeyin aksi takdirde tuğlalar harcınızdaki nemi hemen emiyor ve harç çok çok kısa bir süre içerisinde kuruıyarak bağlayıcılığını kaybediyor. Harman tuğlası kullanıyorsanız harcınızı normal duvar harcından biraz daha akıcı, sıvı ya da cıvık olarak hazırlamanızda fayda var. Akşam olduğunda ve kalıbı söktüğümde bugün yapılan iş aşağıdaki gibi görünüyordu. 
Taşıyıcı kaidenin yüksekliği bu kadar olacak. Yaklaşık 95 cm, üzerine 7 - 8 cm beton ve 5 - 10 cm ateş tuğlası seviyesi eklenince kaide çalışma yüksekliği yaklaşık 110 cm olacak.



27 Mayıs 2013 Pazartesi

Köy Fırını 2

Fırının yapımına sonunda başlayabildik. 100x120 cm ölçülerinde zemin betonunu attıktan sonra yaklaşık 1000 adet harman tuğlası aldık ve fırının yapılacağı alana taşıdık. Uzun tek bir blog girdisi yerine fırının yapım aşamalarını günlük olarak yazmayı düşünüyorum. Şimdilik durum aşağıdaki gibi.




Fırının yapılacağı alanın görünüşü..


28 Mart 2013 Perşembe

Küçük Shiraz Bağı 2


Aralık ayında shirazları yerlerine diktikten sonra terbiye sisteminin dayanaklarını oluşturacak olan bağ kazıklarını yerlerine betonlayarak sabitledim ve asmaları taşıyacak olan ilk sıra teli çektim. Zaten her asma için bir herek dikmiştim, bu herekleri de ilk sıra tele bağlayarak hazırladım. Geçen hafta yaklaşık 8x10 metre boyutundaki bu alandaki toprağı elle kazarak yabancı otları da temizledim. Baharla birlikte yeşillenmeye başlayan küçük asma fidanlarının özellikle bu yıl çok iyi sulanması gerekecek.  Bahçede bu yıl zaten elle sulamadan damla sulamaya geçmeyi düşünüyorduk ve ilk denemeyi asmalarda yapmak istedim.
Standart bir bahçe musluğuna 16 mm damla sulama borusunu hortum kelepçesi ile sabitleyip tüm asmaların diplerinden geçecek şekilde dolaştırdım ve damlatıcıları boruya sabitledim.
Şimdi yaklaşık 35 adet asmayı sulamak son derece kolay hale geldi. Sistemin kurulumu çok basitmiş. Aslında bir de basınç ayarlayıcısı olsa fena olmayacak ama suyun basıncına göre gözle de bir ayar yapabiliyorsunuz.
Sonuç aşağıdaki gibi.


Bakalım bu yaz bu küçük asmalar ne kadar büyüyecek. 
Bu damla sulama sistemini bu yıl tüm bahçe için kullanmayı planlıyoruz. 
























28 Ocak 2013 Pazartesi

Köy fırını

Çok zamandır bahçeye bir fırın yapmak istiyor ama ne kadar kullanılacağından emin olamadığım için erteliyordum. Eminim bahçesinde fırını olan ve yapılış öyküsünü internette yayınlayan çoğu kimsenin evinde elektrikli ankastre veya solo fırını da var. Bahçedeki fırın yapıldıktan sonra hevesle birkaç kez yakılıyor fakat sonrasında pek de kullanılmıyor diye düşünüyordum. Ta ki evdeki fırında koku yüzünden balık yemeklerinin yapılması yasaklanana kadar.



Fırının yapılacağı yer burası. Çok büyük bir alan değil yaklaşık 200 cm x120 cm boyutlarında bir alan.
Küçük bir fırın olmasını ve az bir ateşle ısınmasını istiyorum. Fırın için 120 x 120 boyutlarında bir alan ve yan tarafında da bir hazırlık tezgahı olacak şekikde fırsat buldukça zemin için bahçeden taş topluyorum. Fırın yapmayı kafaya koyduktan sonra internette birçok araştırma yaptım. Alternatifler; kil fırın,  tuğla fırın ve metal fırınlar üzerinde yoğunlaşıyordu. Birgün çalıştığım şirketin bahçesinde dolaşırken bir kenara atılmış hurdaya gidecek bir hidrofor genleşme tankını görünce metal - tuğla hibridi bir fırın yapmaya karar verdim. Bu arada üstteki fotoğrafa yandan dahil olan arkadaş birkaç evlik alandaki sürümüzün yeni üyesi "Duman". Çalışmayı dikkatle izliyor.

Yukarıdaki tankı görür görmez proje hemen şekillendi.
Metal gövde önce kırmızı ile işaretli yerden kesildi.
Kesildikten sonra bu yönde kullanılacak.
Ön kısımda 45 cm genişliğinde bir giriş deliği açılacak.
Atölyede bu işlemler yapıldıktan sonra önüne kaynaklanan ilave parçalar ile son görüntü bu hale geldi. Şimdilik proje bu aşamaya kadar ilerlemiş durumda. Tankın gövdesi oldukça kalın bir metalden üretilmiş, üstten de yalıtılırsa bir kez ısındıktan sonra gövdesi üzerinde ısıyı oldukça uzun bir süre koruyacaktır diye düşünüyorum. Bu metal gövde fırın tamamen bittikten sonra kapak hariç görünmeyecek. Dıştan tuğla ile kaplanacak. Şimdilik yapılanlar bu kadar, yaza kadar diğer işlerden fırsat buldukça yavaş yavaş yapmayı planlıyorum. Mümkün olduğunca yardımcı kullanmadan kendim yapmaya çalışacağım.




27 Ocak 2013 Pazar

Gökkuşağı


Daha önce sanırım Yağmur suyu toplama ile ilgili yazımda Muğla'nın yağış rejiminden bahsetmiş ve ülkemiz yağış sıralamasında Rize, Artvin ve Trabzon'dan sonra 4.sırada olduğunu yazmıştım. Ancak burada yaşamaya başlayınca aradaki bazı farkları insan çok daha iyi görüyor. Karadeniz bölgesine 2006 ve 2009 yılında iki kez gittim. İlkinde Haziran ayı, ikincisinde ise Ağustos ayıydı. Her iki seferinde de yaklaşık 10 gün Kaçkarlarda dolaştım ve yağmur yağmadığı güne rastlamadım.  Karadeniz Bölgesinin bu en doğu kısmında yılın hemen her mevsiminde ve hemen her gün yağış var. Muğla da ise yağışlar neredeyse yılın yalnızca 6 ayına toplanmış durumda ve inanılmaz şiddetli yağıyor.

Bu yıl Eylül, Ekim aylarında neredeyse hiç yağmur düşmedi, Kasımda ise çok az.
Aralık ayıyla birlikte yıllardır İstanbul'da yaşayan biri olarak görmediğim şiddette yağmurlar başladı.   İki aydır o kadar çok yağmur yağdı ki; kurumuş taşlaşmış topraklar artık yağmur suyuna doydu ve suyu çekmiyor. Sular artık arkamızdaki Kale dağından dere olup aşağılara akıyor. Birçok tarlayı su basmış durumda. Yürüyüş yaptığım yerlerde küçük göletler ve derecikler oluştu. Tüm sulama göletleri dolmuş durumda.  Ve kanımca geçmiş yıllara göre istatistiklerin çok üzerinde bir yağışla karşı karşıyayız.

Muğla'nın ortalama aldığı yıllık yağış miktarı m2'e 670 litre, ya da diğer bir deyişle 670 mm. Bence şu ana kadar sanki bu rakamın iki katı yağmur yağdı buralara bu sene. Çünkü bahçede duran 50 cm'lik açık plastik kaplar birkaç sefer doldu ve boşaldı, bu kaplar yalnızca yağmur damlaları ile doluyor, bir yerden akan bir su yok. İstatistiklere göre Ocak ayında 15 cm yağış almalıydık ama bazen günde 15 cm yağış oluyor.




Burada yağmur yağmaya başlayınca elektrikler hemen kesiliyor. Ya yağmurun şiddetinden ya da havadaki elektrik (şimşek, yıldırım) fazlalığından altyapı hemen bir yerden arıza yapıyor. Gökgürültüsünden camlar titriyor neredeyse. Olmadı bahçedeki tesisatlardan bir yerden bir kaçak oluyor ve bizim kaçak akım rölemiz atıyor. Elektrik, telefon ve internet maalesef kesiliyor. Ama herşeye rağmen yağmur sonrasında yukarıdaki manzara bu olumsuzlukları unutturuyor.  Yağmur mevzi yağdığı zamanlarda güneş açarsa hemen aksi istikamette bir veya bazen üstüste iki gökkuşağı görebilirsiniz.  Bunlar farklı zamanlarda çekilmiş yağmur sonrası görüntüleri.